Semiha Berksoy’la Karşılaşma “Zaman” denilen şey öylesine görece ki, neyin ölçütü olduğu belli değil. Sanırım ancak doğum ve ölüm olgularıyla yüzleştikçe, bir ömrün enlemiyle boylamını belirleyen nirengi noktalarına ulaşılmış oluyor. Geçenlerde Beyoğlu’nu adımlarken, bir hafta önce doğan torunumu düşünüyordum. Ne istediğini bilen küçücük bir oğlan: Karnı doyunca ağlamayı kesiyor. Emdiği süt gaz yaparsa, çığlık çığlığa yeniden yardım istiyor. Aksel bebenin hallerini izlerken, kızım Eren’e, “Yeryüzüne ayak bastığımız ilk günlerimizi iyi ki anımsamıyoruz”, deyivermişim. Öyle ya, yabancı bir dünyaya gelmişsin. Ana rahminin karanlık ama korunaklı ortamından çıkıp, kendini bir anda yaşamın her türlü sert esintisinin ortasında, çaresizlik içinde buluyorsun. Geçirmekte …
Bir Dedenin Pera Gezintisi







